KIRIK YANSIMALAR
Bir aynanın çatlağında çoğalan yüzler… Çocukluğun elinden alınmış gözleri, ayaksız bir bedenin yürümek için verdiği inatçı çaba, karnında taşınan gül desenli bir vazonun ağırlığı… Ve her şeyin üstüne çöken çiğ balık kokusu.
Kırık Yansımalar, varoluşun sessiz sorgusunu öyküler ve fotoğraflar aracılığıyla açıyor. Tuba Ayşe Özgür’ün metinleri, eksik parçalarıyla yaşayan bedenleri, öksüz kalmış çocuklukları, hafızanın kıymıklı merdivenlerini anlatırken; Nihal Gündüz’ün fotoğrafları bu kırıkların görsel belleğini kuruyor.
Her satırda, her karede şu soruyla yüzleşiyoruz: “Ayaksız kaldığında yürüyebilir misin? Gözlerin alındığında kendini görebilir misin? Hafızanın eksik parçalarıyla bütün olabilir misin?”
Fotoğraflar, metnin gölgelerine ışık düşürüyor; bazen bir tülün kıpırtısında, bazen boş bir sandalyenin sessizliğinde, bazen de hiç kapanmayan bir kapının ardında. Yazı ile görüntü arasında kurulan bu diyalog, okuru yalnızca okumaya değil, bakmaya, görmeye, yüzleşmeye davet ediyor.
Kırık Yansımalar: Bir kitap değil sadece. Bir aynaya bakarken yüzünüzün değil, içinizdeki kırıkların yansıdığı bir alan.
Hakan Akdoğan
Hazır mısınız? Çünkü bu rüyadan uyanmak sandığınızdan çok daha zor olacak…